How `social´ is
Turkey?

Blog

Sosyal Politika Reformunun Zorluğu Üzerine: Kıdem Tazminatı Örneği

Bir önceki blog yazımızda Türkiye´nin sosyal güvenlik sisteminin yeniden yapılanma sürecine girmiş olabileceğinden bahsetmiştik. Bu bağlamda , Türkiye´nin sosyal devlet harcamalarının yaşlı nüfusundan çalışma çağındaki nüfusa ve çocuklara geçmesinin bir alternatif olabileceğinden bahsetmiştik. Ancak, sosyal politikada reform yapmak göründüğü kadar kolay olmadığı göz önünde bulundurulması gereken bir gerçek. Farklı sebeplerden, sosyal politikalarının değişim geçirmesi ise refah devletinin genişlemesi için yapılan reformlardan çok daha zor. Bu yazımızda, senelerdir gündemde olan ancak uygulanması da bir o kadar zor olan bir reformdan, kıdem tazminatından bahsedeceğiz. Karşılaştırmalı bir şekilde oldukça az çalışılan kıdem tazminatı reformunu anlamak için bu yazımızda bu politikanin içeriğinden ve Türkiye´de tarihsel açıdan nasıl geliştiğinden bahsedeceğiz.

İşsizlik alanında koruma sağlamak modern refah devletlerinin en önemli işlevlerinden biridir. Birçok Avrupalı refah devletinde bu korumayı sağlama mekanizması ise işsizlik sigortasıdır. İşsizlik sigortası kapsamında şartları sağlayan bireylere aylık olarak ödeme yapılmaktadır. Türkiye’de bu uygulama 1999´da başlamıştır. Ancak, işsizlerin oldukça az bir kısmı bu sigortadan yararlanmaktadır (işsizliğin hesaplanma şekline bağlı olarak bu oran % 7-13 arasında değişmektedir). Ayrıca, işsizlik sigortası olarak verilen miktar Temmuz 2018 itibariyle ortalama 879 TL olup oldukça yetersiz kalmaktadır.

Büyük bir oranda işsizlik sigortasının da yetersiz kalmasından dolayı, çalışanlar ve sendikalar kıdem tazminatını işsizliğe karşı asıl koruma mekanizması olarak görmektedir. İlginçtir ki, bu politika karşılaştırmalı refah devleti literatüründe oldukça az tartışılmaktadır (Özkan 2016). Kıdem tazminatı birçok ülkede bulunmasına karşın bir ülkeden diğerine değişiklik gösteren bir yapıya sahiptir (Holzmann and Vodopivec 2012). Örneğin, Türkiye´de kıdem tazminatı oldukça kurumsallaşmıştır ve göreceli olarak cömerttir. İşverenin çalışana toptan yaptığı bir ödeme olan kıdem tazminatı, sözleşme bitişinde çeşitli nedenlere bağlı olarak verilmektedir ve ödeme miktarı çalışanın maaşına ve çalışma süresine göre değişmektedir. Bu şekilde, işsizlik sigortasının yaptığı gibi, işsizliğin çalışana verdiği maddi zararı azaltmaktadır. Ayrıca, kıdem tazminatı işsizlik koşuluna bağlanmamış (örneğin çalışan yeni bir iş bulmuş olsa bile kıdem tazminatı alabilir) ve birçok sosyal işlevi bulunmaktadır (Basterzi 1995). Yine de kıdem tazminatının işsizlik sigortasının bir nevi eşdeğeri olarak görülebilmesi mümkündür. İşsizliğe karşı sağladığı koruma açısından işsizlik sigortası ve kıdem tazminatı arasındaki en önemli fark birinin aylık olarak ödenirken diğerinin toptan ödenmesi olarak ifade edilebilir.

Kıdem tazminatı 1936´da İş Kanunu dahilinde başlamış olup miktarı ve kapsamı oldukça kısıtlı kalmıştır. İşçi sendikalarının ve sol siyasi partilerin de istekleri doğrultusunda 1950´den 1970´e kadar birkaç reform geçiren kıdem tazminatının kapsamı ve miktarı bu şekilde zaman içinde artmıştır. Genişlemeye dair yapılan 1975´teki son reform işçi sendiklarının ve sol partilerin oldukça güçlü olduğu bir zamanda yapılmış olup yapılan ödemeyi ikiye katlamıştır. Bu şekilde kıdem tazminatı hesapanırken yıllık verilecek miktar 15 günlük çalışma süresine göre hesaplanırken bu süre 30 güne çıkmış, 3 yıllık çalışma zorunluluğu ise 1 seneye düşürülmüştür.

Ancak, hiç de sürpriz olmayan bir şekilde, bu reform işverenler tarafından tepkiyle karşılanıp işgücü maliyetinini arttırdığı gerekçesiyle iş olanakları yaratmayı zorlaştırdığı öne sürülmüştür. Ödenen bu miktarın azatılmasını talep etmelerine ek olarak işverenler aynı zamanda aydan aya katkı yapabilecekleri kıdem tazmınatı fonunun kurulması teklif etmiştir.

İşverenler için, bu aydan aya yapılan katkılar toptan yapılan ödemelerle karşılaştırıldığında ödemesinin daha kolay olduğu ve Türkiye´nin kronik olarak düşük olan tasarruf oranını arttıracağı düşünülmüştür (Gürsel ve Imamoglu 2012). Bu fonun kurulma fikri ilk olarak 1975 yılında ortaya atılmış olsa da uygulanması ileri bir tarihe bırakılmıştır.

1980 askeri darbesiyle işçi ve işveren arasındaki güç dengesi işverenin lehine değişirken, askeri yönetim kıdem tazminatında tavan miktar belirleyerek kesinti yapmıştır. İlginç olan ise bu kesintilerin çok da ağır olmamasıdır. Askeri yönetim, ne kıdem tazminatı fonu kurmuştur, ne verilen kıdem tazminatının miktarını azaltmış ne de yararlanma şartlarında kısıtlayıcı değişiklikler yapmıştır. 1983´te askeri yönetimin son bulmasıyla birçok hükümet fonun kurulması veya tazminatın miktarının arttılıması hakkında seçim vaadlerinde bulunmuştur. Ancak oldukça ilginç bir şekilde 1983´ten bu yana birçok hükümetin denemelerde bulunmasına rağmen kıdem tazminatında bu konuda herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Bir sonraki blog yazımızda kıdem tazminatıyla alakalı yapılamayan bu reformların sebebini tartışacağız.


KAYNAKLAR

Başterzi S (1995). Kıdem Tazminatı - İşsizlik Sigortası İlişkisi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 44(1-4): 313-334.

Gürsel S ve Imamoglu Z (2012). Kıdem Tazminatı Reformu: Sorunlar ve Çözümler, BETAM Araştırma Notu , Bahçeşehir Üniversitesi, İstanbul.

Holzmann R ve Vodopivec M (2012). Reforming Severance Pay : An International Perspective. World Bank. Washington, DC: World Bank.

Ozkan UR (2016). Welfare regime change – or lack of change – in unemployment compensation. International Journal of Social Welfare, 25(2), 126–135.

Haberler

13.11.2019: Berlin'de Blickwechsel konferansı düzenlenecek.